English
Kullanıcı Adı     Şifre     Üye ol Şifremi Unuttum! Aktivasyon Kodumu Kaybettim!
 
 
Genel Müdür'ün Mesajı

Değerli Paydaşlarımız,

Dünya tarihindeki en büyük finansal krizlerden birinin ardından, küresel ekonomideki toparlanma 2010 yılında güç kazanırken, güçlü duruşu ve gerçekleştirdiği hızlı büyüme ile Türkiye, yıldızı en çok parlayan ülkelerden biri haline geldi. Risklerini iyi yöneten ve 2010’da kredilerini %35 artırarak ekonomiye güç veren Türk bankacılık sektörünün bu başarıda büyük rolü bulunuyor. Garanti olarak biz de 2010’da krediler ağırlıklı olarak büyüdük ve Türkiye’nin en çok kredi veren bankası olmaya devam ettik. Ancak, küresel istikrarı tehdit eden risklere de gözlerimizi kapatmadık, sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümeye özen gösterdik. Küresel kriz nedeniyle 2009 yılında bir miktar artış gösteren donuk alacaklarımızın tahsilatına titizlikle eğildik ve bankamızın aktif kalitesini önemli ölçüde artırdık. Bankacılık sektöründe köklü değişikliklere neden olacak uzun dönemli düşük enflasyon döneminde Garanti’yi çok daha öne çıkaracak projeler üzerinde çalıştık ve bir bir hayata geçirmeye başladık. Gerçek bankacılığa odaklandığımız bir yılda, yıkıcı rekabetten uzak durarak Türkiye’nin en yüksek kâr elde eden özel bankası olmaya devam ettik.

2010, küresel ekonomideki toparlanmanın güçlenerek devam ettiği bir yıl oldu. Türkiye güçlü mali yapısı ve yüksek büyüme performansı ile öne çıktı.

2009’un ikinci yarısından itibaren başlayan küresel ekonomideki toparlanma, 2010 yılında güçlenerek devam etti. Ancak krizin, başta Avrupa Birliği’ndeki bazı ülkeler olmak üzere, birçok ülkenin borçluluk yapısında oluşturduğu kalıcı hasarlar ve büyümeyi desteklemek amacıyla izlenilen yüksek likidite-düşük faiz politikalarının yan etkileri, toparlanmanın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Mevcut durumun global bir borç krizine dönüşmesi ya da artan emtia fiyatlarıyla birlikte yüksek global likiditenin enflasyonist baskıları tetikleme riski, maalesef gözardı edilemeyecek kadar yüksek.

Büyük risklerin gölgesi altında dünyanın büyümeye odaklandığı bir yılda, Türkiye güçlü mali yapısı ve yüksek büyüme performansı ile 2010’da yıldızı en çok parlayan ülkelerden biri oldu. Özellikle Avrupa’da ülkeler bozulan mali bünyeleri ile kaygı yaratırken, Türkiye bütçe açığını ve borç stoğunu azaltarak dikkatleri üzerine çekti. Olağanüstü ölçekteki desteklere rağmen küresel ekonomi tahmini olarak %5 civarında büyürken, Türkiye %9’a yakın büyüme ile OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke oldu. Yıl içinde kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen not artırımları da Türkiye’nin güçlü duruşunu teyit etti. Güçlü ekonomisi ve bankacılık sistemi ile Türkiye artık “Yatırım Yapılabilir” notunu hakediyor.

Bankacılık sektörü, ekonomik büyümenin itici gücü oldu. Garanti, ortaya koyduğu sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme performansı ile başarılı bir yıl geçirdi. 2010’da imzalanan BBVA anlaşması, Garanti tarihindeki yeni bir kilometre taşı oldu.

Türkiye’nin krizde ve sonrasında ortaya koyduğu yüksek performansta Türk bankacılık sektörünün büyük rolü bulunuyor. Risklerini iyi yöneterek krizin ülkemizi daha derin etkilemesini önleyen bankalarımız, 2010’da kredilerini %35 artırarak ekonomik büyümenin itici gücü oldular. Ayrıca 450’ye yakın yeni şube açarak istihdam artışına destek verdiler. Ancak, sektörde rekabet 2010 yılında fiyat bazlı ve oldukça sert gerçekleşti.

Bankacılık sektörüne paralel bir şekilde Garanti olarak biz de 2010’da krediler ağırlıklı olarak büyüdük ve kredilerin toplam aktifleri içerisindeki payını 500 baz puan artırarak %50’nin üstüne çıkardık. Ancak, küresel istikrarı tehdit eden risklere de gözlerimizi kapatmadık, sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümeye özen gösterdik. Fiyat rekabetine dayalı pazar payını artırma uğraşı içinde yer almadık, artan marj baskısına karşı büyümede risk unsurlarını gözardı etmedik. Tüketici kredilerinde sektörün üstünde bir büyüme gösterdik, pazar payımızdaki hafif gerilemeye karşın toplam nakdi kredilerdeki lider konumumuzu koruduk.

Küresel kriz nedeniyle 2009 yılında donuk alacaklarımız önemli ölçüde artış göstermişti. Son iki yıldır aldığımız aksiyonlarla gecikmiş alacakların tahsilatına titizlikle eğildik ve 2010 yılında bankamızın aktif kalitesini önemli ölçüde artırdık. Tahsilatlarımız geçen yıla göre %20’ye yakın oranda artarken, ekonomideki olumlu gelişmelerin de etkisiyle dönem içinde takibe düşen kredi miktarı %50’den fazla geriledi. Bu sayede takipteki alacaklar oranımız 2009’daki %4,1’den 2010’da %3,1’e düşerken, ayırdığımız özel karşılıklardan daha fazla tahsilat geliri kaydederek kârlılığımızı destekledik.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enflasyon ve faiz oranları tarihi düşük seviyelerde seyrediyor. Yaşanması beklenilen uzun vadeli düşük enflasyon dönemi, bankacılık sektörümüzde köklü değişikliklere neden olacaktır. Her zaman olduğu gibi öngörülü davranarak, bu yeni dönemde Garanti’nin sektördeki öncü konumunu güçlendirecek projeleri hayata geçirmeye başladık. 2011 ve sonrasında olumlu etkilerini gözlemleyeceğimiz yeniliklerin, Garanti’nin verimlilikteki ve faiz dışı gelirlerdeki liderliğine katkı yapmasını bekliyoruz.

Krizin etkisinde geçen son iki yılda, zorlu piyasa koşullarına ve artan belirsizliklere rağmen dinamik bilanço yönetimimiz sayesinde sektörün en kârlı özel bankası olmuştuk. Müşteri odaklı gerçek bankacılığın öne çıktığı 2010 yılında da, yıkıcı rekabetten uzak durarak büyümeyi başardık ve hızla daralan marjlara rağmen konsolide net kârımızı %10 artırarak Türkiye’nin en yüksek kâr açıklayan özel bankası olmaya devam ettik.

Ana hissedarlarımız Doğuş Grubu ve General Electric’in (GE), Avrupanın önde gelen bankacılık gruplarından Banco Bilbao Vizcaya Argentaria S.A (BBVA) ile 2010’da imzaladığı anlaşma, Garanti’nin tarihindeki önemli kilometre taşlarından biri oldu. 2011’in ilk yarısında sonuçlanması beklenen anlaşma ile Doğuş ve BBVA, bankamızın yönetimde eşit haklara sahip ana ortakları haline gelecek. Konsolide gelirlerinin yarısından fazlasını gelişmekte olan ülkelerden elde eden BBVA’nın, sahip olduğu büyük deneyim ile “Avrupa’nın en iyi bankası” olma vizyonundaki Garanti’ye önemli katkılarda bulunacağına inanıyorum.

Garanti, topluma değer katan projelere devam etti.
Eğitim, kültür-sanat, spor ve çevre gibi alanlarda kendi kurumlarımızı kuruyor ve sponsorluk desteği veriyoruz. Bu doğrultuda, bireysel ve toplumsal gelişimi, yeni nesillere parlak bir gelecek bırakmayı hedefleyen sayısız projeyi hayata geçiriyoruz.

Üstlendiğimiz toplumsal sorumluluk kapsamında, faaliyetlerimizi en fazla yoğunlaştırdığımız alanlardan biri de eğitim. Öğretmenlere yönelik sürdürülebilir projeler üretmek amacıyla 2008 yılında Öğretmen Akademisi Vakfı’nı (ÖRAV) kurduk. ÖRAV’ın, öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine katkıda bulunmayı hedefleyen ilk projesi, “Öğretmenin Sınırı Yok” adını taşıyor. Bugüne kadar, 58 ildeki 20.483 öğretmene yüz yüze eğitim verilen projeyle, 5. yılda 100.000 öğretmene ulaşmayı hedefliyoruz.

Üstlendiğimiz toplumsal sorumluluk kapsamında, faaliyetlerimizi en fazla yoğunlaştırdığımız alanlardan biri de eğitim. Öğretmenlere yönelik sürdürülebilir projeler üretmek amacıyla 2008 yılında Öğretmen Akademisi Vakfı’nı (ÖRAV) kurduk. ÖRAV’ın, öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine katkıda bulunmayı hedefleyen ilk projesi, “Öğretmenin Sınırı Yok” adını taşıyor. Bugüne kadar, 58 ildeki 20.483 öğretmene yüz yüze eğitim verilen projeyle, 5. yılda 100.000 öğretmene ulaşmayı hedefliyoruz.

Kurumsal sorumluluk projelerimiz, 2010 yılında uluslararası ödüllerle taçlandırıldı. Kadın girişimcilere yönelik faaliyetlerle, “2010 Avrupa Mükemmellik Ödülleri” kapsamında “Yılın Kurumsal Sosyal Sorumluluk Programı” ödülünü aldık. Stevies İş Ödülleri’nin “Avrupa’da Yılın Kurumsal Sosyal Sorumluluk Programı” kategorisinde, kadın girişimcilere yönelik projelerle Büyük Ödül’e; ÖRAV’ın “Öğretmenin Sınırı Yok” projesiyle ise İkincilik Ödülü’ne layık görüldük.

Yurtdışı kaynaklı riskler, artan rekabet ve kredi büyümesini yavaşlatmaya yönelik yasal düzenlemelerle 2011 zorlu bir yıl olacak. Garanti olarak bu yeni döneme hazırız. Türk bankaları, küresel kriz boyunca ve sonrasındaki toparlanma sürecinde çok başarılı bir performans ortaya koydu. Ancak başta Avrupa olmak üzere yurtdışı kaynaklı riskler devam ediyor. Ayrıca, küresel likidite bolluğunun yan etkilerine ve cari işlemler açığımızdaki hızlı artışa karşı, bankacılık sektöründeki kredi büyümesini yavaşlatmaya yönelik düzenlemeler getiriliyor. 2011’de etkisini daha çok hissedeceğimiz artan rekabet ve marj baskısı ile mücadele etmek için bankaların daha üretken, daha verimli olmaları gerekiyor. Garanti bu yeni döneme hazır. Temkinli, sağlıklı ve kârlı büyümemizi 2011’e de taşımak hedefindeyiz.

Özverili çalışmalarıyla bize güç veren çalışma arkadaşlarıma, bizi her zaman destekleyen hissedarlarımıza, Garanti markasının gerçek sahibi müşterilerimize ve diğer tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.

Saygılarımla,

Ergün Özen
Genel Müdür
 
GARANTİ HAKKINDA